top of page

Özgün Dumrul

frame-2487285_1920.png
Özgün Dumrul

Teşekkürler! Mesaj gönderildi.

  ÖZGÜN DUMRUL’DAN  BİR PAYLAŞIM VE   

SEBASTAN, TANRI  VE ADALET” HİKAYESİ

 

Benim çocukluk arkadaşım Rahmetli Erol Binışık’ta ilk yılların renkli kişilerindendi. Yurttan ayrılışına o vakit çok üzülmüştüm. Manzarasını görmediğimiz Peysage de yediğimiz yemekte Rafet, Gülerek anlatsa da, onun başına gelen Erol’un başına gelenden daha kötü ve adeletsiz. Acaba o günden bu güne kaç arkadaşımızın başına geldi. Listede Vasfi Sunna’ nın adını görmedim yaşlılık atlayabilirim ama İstanbul’dan İzmir takımına transfer ettiğimiz arkadaşımızın unutulmasını istemem.

Birde Kadırgadan transferimiz vardır Gürbüz İyibakışlı .... Yurtlu sayarsınız saymazsınız bilmem ama Granada ile Reisin arasındaki kavgada araya girmekle bizim yurdun bir ferdi gibi davranmıştır. Bir ara arkadaşların konu dışına çıkmayalım diye bir notunu görmüştüm ama aşağıdaki hikayeyi yukarda sarf ettiğim  adalet lafını açmak için koydum.

 

“Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum.

- Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı?

- O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki?

- Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var?

- Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan.

- Adalet mi efendim? Hangi adalet?

- Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian.

- Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.

- Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var.

- Bence yok efendim.

- Neden böyle düşünüyorsun Sebastian?

- Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın  

  oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam

  etsinler diye öldü.

- Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın

  ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.

- O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.

- Neden böyle söyledin Sebastian?

- Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.

- Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun?

- Sadece gerçekleri efendim.

- Sen delirmiş olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin.

- Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile   

   kıpırdatmayan mı?

- Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu?

- Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün

   uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı

   köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz.?”

 

~Charles Bukowski / Pis Moruğun Notları

VATAN; BARIŞTA ZENGİNLERİN, SAVAŞTA FAKİRLERİNDİR.

bottom of page